Yayılmış gökyüzüne;iğrenç denecek kadar kötüAma bir o kadar da hüzünlüŞahsa münhasır bir koku. Sahibi belli değil diyorlar,Oysa ben biliyorum…Gizli gizli gülüyorum içimden,Sessizce osurup koca...
Elinde şemsiyesi kenardan telleri çıkmış Yağmur sızdırıyor üstündeki delikten Yanaklarına dökülüyor su Süzülüyor dudaklarına kavuşuyor. Hiç umursamıyor sızıntıyı Belki de hoşuna gidiyor. Ağlıyormuş gibi görünüyor Ama ağlamak nasıl bir şey ki bilmiyor. Gözleri...
Bir yanıktır ki benimkisi Tarihinde yoktur benzeri. Sina çölünün ortasında Evvelden kalma bir taş misali Biraz toprak olmaya yüz tutmuş Nasıl taş kaldığı belli olmayan Bir taşın muammasında Gizli hala...
“Elma dersem çık, armut dersem çıkma” dedi hayat bana. Her iki duruma da hazırlamışken kendimi, “Nar” diye fısıldadı kulağıma…
Neden üşüyor ki ellerim? Neden zifire döndü gecelerim? Neden bembeyaz dünya? Yine mevsim mi geçti benden habersiz? Daha baharın son sevdaları yaşanacaktı. Yeni geçmiştik yalancısından gerçeğine. Yoksa gerçek dediğimiz de...
Son demini yaşıyor hayat, Son kahkahalarını atıyor, Hayaller bir bir yok oluyor, O Farkında değilmişi oynuyor… Ellerinde yokluğun anahtarı, Sonsuzluğun kapısını arıyor, Bulamayacağını biliyor, O farkında değilmişi oynuyor.. ...